29 Aralık 2010 Çarşamba

final performansımız

Çok merak ediyorum acaba sayın Hocam neden bizim gibi dinamik ve aktif bir ekibi bu kadar klasik bu sona neden mahkum etti, hadi fotoğraf çektik neden kendi gruplarımızı seçme özgürlüğüne sahip değildik bu özgürlükler üniversitesinde. Eğer bu bize bir engel koyup sınırlarımızı aşmamız içindiyse çok başarılı olduğunu söylemeliyim ama maalesef yaratıcılığımın değil sabrımındı bu sınırlar.
Sitemlerimi bir yana bırakırsam yaparken çok keyif aldığım bir aktiviteyi daha geride bıraktık ve  maalesef 485 ahalisi olarak son çalışmamızdı bu kısmı düşününce de sitemden hüzne geçiyor ruh halim. Ama olsun klasikleşmiş bir ifade ile her güzel şeyin de bir sonu yok mu zaten Bence güzel bir son yaptık, burdan sevgili grup arkadaşlarım Ceyda, Hülya, Gürbey, Yusuf ( Korucu olan) ve Emin (Mısırlı olmayan) 'e de tebrik ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Her ne kadar Yusuf sevgili henüz adını koymamış olduğum fotoğraf makinemin hayatını tehdit ederek yüreğimi ağzıma da getirse lezetli pizzalarımızla eğlenceli bir deneyim yaşadık.

Not 1: Sayın Hocam bu performans bana 4 kredilik bölüm dersimin kritik quizine mal oldu değerlendirmenize bunu da eklerseniz bahtiyar olurum gergindim:))
Not 2: Sayın Hocam arkadaşlarımızın da performanslarını bizimle paylaşacaksınız değil mi??? midtermler değil final olanlar

bu güzel döenm için başta İnanç Hoca olmak üzere herkese çok teşekkürler, iyi yıllar, finallerde kocaman kocaman başarılar, Ahmet ve Yusuf'a gurbet ellerde iyi eğlenceler, Mine ye muhteşem çabasında ( Mine biliyosun çalışmanızda yer almak istiyorum fakat bi türlü denk gelmedi,nasıl yapsak acaba?), Abide'ye programlamadaki başarısını tüm hayatına taşıması yolunda, Remzi'ye güzel yemek yapma konusunda, Elif'e Ayşegül'ü geçip 1. olması yolunda,Emre'ye(Eren'in arkadaşı değil) yazılımda , Pınar'a ve Yasemin'e latin dansında, Seçil'e bize anlatmadığı voleybolda,Yusuf'a henüz başlamadığı dramada,Duygu'ma benimle uğraşmada ve daha sayamadığım herkese tüm emellerine ulaşma yolunda kocaman başarılar, ben sizi özleyeceğim sanırım

ececandan sevgilerle...

25 Aralık 2010 Cumartesi

midterm 2

Bu haftaki arkadaşların performansları da gerçekten başarılıydı ben çok beğendim hepsini ayrı ayrı kutluyorum. Duygu olayına da burdan açıklık getirmek istiyorum çünkü onun sunumundan sonra cadı diyen pek çok arkadaşım oldu ben de açıklama yapma gereksinimi hissettim. Şöyleki ben çok dolaba gidip gelen bir insanım ve tek niyetim arkadaşımı rahatsız etmek istememekti ki bu çabamla gidip başka bi dolap buldum da lütfen. Tamam ifademde hata yapmış olabilirm ama sesim yüksek biraz ondan yani zaten sonra en yakın arkadaş olduk Duyguyla o her nekadar bunu söylemeyi atlasa da:)
Ben daha çok final çıkmazımız hakkında konuşmak istiyorum. Hocamız dedğinde belki haklıydı bizim okulda derslerle ilgili pek çok konuda oy birliği sağlamak sıkıntı. Bunun temel nedenlerinden birisi not kaygısı bu yüzden bencillik burdan geliyor bence. Ama bizim bu dersimiz için performans kaygımız söz konusu ben şahsen alındığım için böyle bir açıklama gereksinimi hissediyorum. Çünkü konumuz belliyken bu kadar farklı sunumlarla karşılaştık konu farklı olduğunda geride kalma korkusu oluyor biraz sınırlar olması gerekiiyor bence çok da serbest bırakmaya gerek yok yani. İşte böyle benden bu kadar bu seferlik belki haftaya kadar arada tekrar görüşürüz blog görüşmek üzere...

19 Aralık 2010 Pazar

midterm dersi için

Çok enteresan bir deneyimdi benim için bu midterm. Hocamızın dediği gibi kaç kere karşımıza çıkar ki bu fırsat gibi birşey söz konusu değildi benim için, daha bir hafta önce kendi hayatımı bir başkasının anlatımıyla dinleyip onun hayatını ben sunmuştum drama kursunda arkadaşlarıma. Yani kısacası bu tür deneyimlere yabancı değildim açıkçası.
E bi de yabancılık sendromu vardı değil mi kendini yabancı hissetme grubu tanıdıkça açılma gibi bir durum, e ben sınıf arkadaşlarımı 2 aydır tanıyorum artık hatta bazılarını senelerdir. E neden bu heyecan öyleyse?
Not kaygısı eh nihayetinde bu da bir midterm ve 3 kredilik ders mi ders, çok güldük çok eğlendik buraya kadar şimdi notlandırma zamanı desem o da değil çünkü ben notları o kadar kafaya takıyor olsam herhalde çalışırdım günlerimi çalışarak tüketirdim e o da değil o zaman ne?
O değil bu değil e o zaman ne? Hakikatten kendimi izledim; beş milyon defa saçımı toplamışım, cümleler ağzımdan dökülüvermiş, pıtırcığı waltercığı paylaşmayı unutmuşum, kapanışı "nokta :)" diyerek yapmışım mide bulantısı çekmişim. Herhalde ölçülme kaygısı bu dedim, sonuçta arkadaşlarla hocayla bir tanışıklık söz konusuydu ve bize verilen bir zaman vardı hazırlanmamız için. Sınıfta söylendiği ilk dakikadan itibaren kafamda oluşan fikirlerle hazırlandım ben, tek gecelik bir çalışma ürünü değildi ben kartım. Ama son gece çok içime sinmedi daha güzel özel bir şey olsun istedim bulamadım. Belki de kendime güvenle ilgili son günlerde yaşadığım gelgitlerimin ürünüydü heyecanlı sunumun belki de ben kartımı beğenememin sebebi beni beğenip beğenmemekle ilgilydi bunu bilemedim.
Her hafta grup terapisi gibi olan ders sanırım bu hafta benim için bireysel seansa dönüşmüş kendimi tedavi yollarına gitmekle meşgulüm...
kendimle ilgili bu kadar konuşurken arkadaşlarımın o güzel sunumlarına haksızlık yapmış gibi hissettim kendimi herkes kendini açtı kendini paylaştı bu hafta kendimle benliğimle gelgit yaşadım bakalım önümüzdeki hafta kimin sunumu beni gelgitlere sürükleyecek heyecanla bekliyorum ama bu başka heyecan :)
 not: ben kartımı hazırlamama yardımcı olan birebir aynım olmasına olanak sağlayan arkadaşım Duyguma bujrdan teşekkür etmek istiyorum biliyorum okuyosun:))

12 Aralık 2010 Pazar

08.12.2010 dersi için

Bugün yine çok güldüğüm eğlendiğim keyif aldığım bir gün olarak geçti ajandamın satırlarına.
Kollarımızdan kulp yaptığımız oyunda kurallar değiştiği anda ebelerin afallayışı bi kurala ne kadar çok şartlandığımızın göstergesiydi kanımca.
Ayna yaparak kimin hareketini takip ettiğimizin tahmini ise bir hayli zorlayıcı bi oyundu çünkü daha önceleri o oyunun iki kişi ile sunulanlarından oynamıştım ve kimin ayna kimin yönlendirici olduğunu tahmin etmek hiç zor olmamıştı ama bu sefer birlikten güç doğar ilkesinin bir kez daha işlediği gözler önüne serildi bence.
bi de bugün dramanın kendimize güvenle ilgili yol katetmemize yardımcı olduğu kanısına vardim bilmem belki yanılıyor olabilirim ama ben bu sonucu çıkardım, nerden çıkardığımı soracak olursan hemen izah edeyim büsostan geleln arkadaşlarla yaptığımız  çalışmalar bu sonuca ulaşmama neden oldu. Bizden bi çoğumuzun bi kaç derste geldiğimiz aşamaları çok da zorlanmadan yapabildiler ki bu da onların zaten sosyal sorumluluk projelerinde yer alıp sürekli farklı ortamlara kendilerini tanıtıp kendilerini ifade etme becerilerinden olsa gerek diye düşündüm belki de son sınıfa gelene kadar hiç bir aktiviteye dahil olmayan öğrencilerdeki bu isteksizlik güvensizlik ve sosyal sorumluluktan korkmadan kaynaklı olabilir sonucunu çıkardım
umarım bir çoğumuzun kolay diye duyduk aldık ya da kredi dolsun diye aldık ya da math chem gibi alan seçmelileriyle uğraşacağımıza bununla uğraşırız diye aldığımız bu ders bundan sonraki hayatımızdaki sosyal yetilerimizi arttırabilmemize olanak tanır.
önümüzdeki çarşamba için sınav gerginliği taşıyacak olsam da çabuk gelmesini diliyorum

hoşçakal blog...

3 Aralık 2010 Cuma

01.12.10- dersi için

Artık ilk oyunlarda gönüllü olmak istemiyorum blog. İlk oyunlarda gönüllü olunca kısaca bir demo yapıyoruz ama işin aaslı sonraki oyunlarda çıkıyor ortaya. Her oyunda ben de olmak istiyorum her oyunda ben de oynamak istiyorum. Artık hocadan saklanma numarası falan mı yapsam acaba diye bile düşünmeye başladım.
İçsesi dışarıdan dinlemek çok zormuş bu arada demo falan dedim ama kek değildi bence. kimin içsesim olduğunu karıştırdım konuşmaya ramak kala durdum falan ama ilk çayın da günahı olmaz derler değil mi blog?
biliyorum saçmaladım ve saçmalıyorum şuanda ama ödevlerin ve sınavların ruhumda yartamış olduğu tahribat bir stres psikolojisi olarak ortaya çıktı ve gerginlikle daldan dala daldan dala yazıyorum.
Söylemeden geçemeyeceğim geçen hafta doğaçlamada problem çeken arkadaşlarımızın bu haftaki uzman tavırları hayli dikkat çekici bir gelişmeydi kanımca.
ve tabi dersin midtermi için yaşadığımız zaman içerik seyirci kontrollü çalışma düşünceleri offf offf yapacak çok iş var..

Haftaya gönüllü olmamayı unutmamak dileğiyle hoşçakal ece...

24 Kasım 2010 Çarşamba

24.11.10 dersi için

Her ne kadar parmağımın kesilmesi sonucu görmüş olduğum kan ve arada içtiğim kahve hayatımda ilk kez tecrübe ettiğim çarpıntı olayına  neden olsa da, her ne kadar şimdiye kadar doğaçlamaların hepsinde olmak isteyip oturduktan sonra bile hemen çıkmak isteyip bu hafta hiç bi oyunda yer alamasam da seyretmekten bile keyif aldığım bir gündü yine.
Spontan olmanın ne demek olduğu daha bi içimize işliyor artık, yani insanız hepimiz ve "security first" diyerek kendimizi güvenceye alıyoruz sıramız gelmeden ve eğer sahnedeysek bu belki de arkadaşlarımızın sergilemesini kaçırmamız pahasına bile olsa yapıyoruz bunu kafamızda bin tilki dönüyor bu tur bunu bidahaki tur diğerini söylerim falan diye, ama burda bir hoca faktörüyle karşılaşıyoruz durmadan el çırpan ve hızlandıran. Ve farkına varıyoruz ki bilinç altımız gün ışığına çıkıveriyor birden bi de  muhteşem konu seçmeleriyle bize hayat veren!!! sevgili arkasaşlarımızı da unutmamak gerek diye düşünüyorum(bknz: angus:))
Arkadaşlarımdaki ve bendeki gelişmeyi görmek ve hocamızdan iyisiniz feedbackini almak da işin kaymağı gibi oluyor ve zaman zaman yaşadığımız endişelerin meyvesi tadından yenmiyor.
önümüzdeki hafta kahvesiz bir ara ve bol doğaçlama olması dileğiyle görüşmek üzere  ececan...

11 Kasım 2010 Perşembe

10.11.10 dersi için

Kağıtları yırttık parçaladık katladık buruşturduk, türlü biçimler soktuk. öylesine gelişigüzel bıraktık. Yorumladık yorumlandık. Kelimeleri birleştirip metin yazdık ve o metni başka gruplara oynattık. Çıkan sonuç masum bir kurbağanın gözlerinden anlaşılan deprem misali komik ve eğlenceliydi. Bir ara takip etmeye çalıştım kim bizim metnimizi oynuyor biz o metni kimlerin yorumundan yola çıkarak yazdık edemedim işte böylesine kollektif bir çalışamanın ürünüydü bu haftaki sergilememerimiz ve bence her ne kadar kurbağa olmak ve evrenleri çatıştırmaktan pek hoşlanmasa da sevgili arkadaşlarım oldukça başarılı sergilemeler ortaya çıktı.
Bahsetmeden edemeyeceğim birşey de bir kağıttan ortaya çıkan düşünceler silsilesi. İlk başta hepimiz aa ne oluyor nasıl bulacağız diye itirazlarda bulunduysak da yaratıcılıklar y,ne ön plandaydı ve eminin eğer hoca durun demeseydi daha da yaratıcı objeler oluşturmayı başarabilecektik.
Ve son olarak tiyatro sahnesi egzersiziydi sanırım adı hatırlamaıyorum. Spontanlığın had safhada olduğu ki kimi zaman partnerler bile takip edemediler bu hızı güzel bir çalışmaydı bence. hazır cevaplık hızlı düşünme ilk söyleyen kuralları belirler vs. vs. kısaca yine güzeldi yine öğrendim ve bence yine geliştim...

2 Kasım 2010 Salı

03.11.2010 dersi için

Hoca ders yok blog yazmanıza da gerek yok demiş ama ben tutamıyorum kendimi. Duygularımı hemmencecik paylaşmak istedim seninle sevgili blog.
Az önce mail kutusunun açtığımda öyle bir "nasıl ders olmaz ya çok üzüldüm" demişim ki ev arkadaşlarım dersi iptal olmasına sevinen inek öğrenci diye dalga geçtiler benimle. Oysa ben perşembeden itibaren tekrar çarşamba olsa da oyun yazsak oyun oynasak donmuş fotoğraflara can katsak acaba saçmalıyor muyum sıkıntısı olmadan saçmalamak istiyorum.

30 Ekim 2010 Cumartesi

27.10.10 dersi için

Sınıfımız Türkiye haritası, bizler doğduğumuz şehirlere gittik, ufak tefek anlaşmazlıklar olsa da haritada hepimize yer vardı. Sonra köşeler köşelerde ortak özelliklere göre ayrılmış kimseler bunlardan çıkan sonuç ise bence bizler ortak özelliklerimiz olan insanlarla daha yakın arkadaş olabilitemiz var.
6 kare 1 olay, 6 kişiden çıkan 6 ayrı fikir ve birinin sergilenmesi. Beni bu aktivitede şaşırtan herkesin gerçekten birbirinden güzel ve orjinal fikirlere sahip olmasıydı. 6 fotoğraf ve bir olay ses yok jest yok mimik yok şonuç ise herkes herşeyi anladı. Hadi denildi madem anlıyosunuz 6 tanede size birinciyi ve altıncıyı verelim kolaysa siz doldurun aradaki 4 fotoğrafı. Hocamızın da dediği üzere kazık atılması çok muhtemel bir oyunda en büyük kazığı yiyen grup bizdik açıkçası ama bu da bize en çok eğlenme fırsatı da sağlamadı değil hani, azmettik başardık:)) Bütün gruplardaki sergilemeler ve kurgular çok başarılıydı kanımca ve her ne kadar planlasak provalasak da olay doğaçlamada bitiyordu. Doğaçlama yeteneğimizin ve tetimizin ilerleyen haftalarla ilerleme kaydetmesini izlemek de keyif verici
Bakalım bu hafta neler gösterecek hepimize...

22 Ekim 2010 Cuma

20.10.2010 dersi için

 Bunu söylemek istemiyorum çünkü hep ders çok güzeldi terapi gibiydi ifadeler sıradanmış gibi geliyor ama söylemezsem de çatlayacağım. Bugün derstem önceki 4 saatimi Beşiktaş Emniyet Müdürlüğünde geçirmiş olmama ve o kadar beklememe rağmen sıranın bana gelmemiş olması ve matematik dersimi kaçırmıl olmama rağmen koşa koşa sırayı bırakarak okula bu derse gelme isteği, emniyetten çıkınca gelmeyen sıra nedeniyle çıldırmaya ramak kalışlar ve okula gelince unutuşlar, işte bu yüzden ders terapi gibiydi ve sinirlerimi aldı gitti:)
Bugün daha önceleri belki milyon defa oynadığım oyuna farklı bir perspektifle baktım. Bodoslama oynadığımızı sandığımız sandalye kapmaca oyununda bimeden strateji geliştirdiğimizi ve dahasında coopere olmamızı gerektiren hocayı sandalyeden uzak tutma konusundaki fiyaskomuz eğlenceli ve. aslında öğreticiydi. Bizi sürekli rekabet ortamına hazırlayan sistemin evlatları olarak birlikte çalışmak konusunda topluca ne kadar yetersiz oldduğumuzu farketme fırsatı yakaladık nu sayede.
Bir de sınırlı cümlelerle başlayıp sınırlı kelimelerle son bulan ve bence ifade yeteneği gerektiren oyunumuz vardı tabi bugün. Benim gibi konuşmaya extra düşkün bir insan için çok büyük sıkıntı oluşturabilecek bir oyundu fakat hastalığım sebebeiyle konuşamıyor oluşumdan ötürü biraz şanslıydım sanırım. Ama bundan sonra bunu günlük hayatıma taşımayı düşünebilirim aslında. Kelimelerden ve cümlelerden tasarruf edebilirim böylece:) hadi bakalım bir sonraki derse kadar bunu deneyelim labaratuar olan hayatımda kendimi denyeyeim bakalım ne kadar başarılı olabilirim...
Spontane olmak en az az konuşmak kadar zorlandığım bi konu sanırsam. Daima bir b,c,d planı olan bir insan olarak ben bile değiştir kısımlarında oturduğum yerden zorlandım ki bunu başaran arkadaşlara helal olsun...
Ve bu değiştir kısımlarına hem öğretmen olarak sınıfta he ece olarak hayatta çok ihtiyaç duyduğum yadsınamaz bi gerçek. önümüzdeki haftaki değiştirlerde gönüllü olmak için heyecanla bekliyorum:))

 Not: İnanç Hoca ile drama hakkında konuşmak istiyorum aslında ama sanırım ne soracağımı bile bilmiyorum ben:(

13 Ekim 2010 Çarşamba

13.10.10 dersi için

Bugün derse gelirken geçen haftaki gibi çok güleceğimi ve eğleneceğimi biliyordum fakat bilmediğim birşey varmış ki bunun dersin ikinci yarısının başlangıcında öğrendim. Kendimi bi sorgulamam ölçmem tartmam gerkiyormuş İnanç Hoca kendisiyle ilgili konuşurken bun u farkettim. Mezun olmak şu an için hayattan tek beklentim diğer bi deyişle mantığımın en güçlü sesi. Peki acaba iç benliğimin istediği başka şeyler yok mu tabi ki de var ama hepsi ertelenmiş ne zamana mezuniyetten sonraya.Hayatımın büyük çoğunluğunu ben bu anlayışla geçirdim. Attığım adımların pek çoğunu mantığımın sesyle attım nasıl ifade edebilrim bilmiyorum ama ben de isterdim herhalde, yaniokulu 12 senede bitirmeyi değil dee o ihtimalin okulun uzaması gibi durumların beni bu kadar çok korkutmasını:)
Bu yıl kendimde bir takım reformlar geliştirmeye çalışıyorum zaten ve bu süreçte kendimi tanımaya kendimle barışmaya ve kendime güvenmeye her zamankinden çok ihtiyacım olacak. Bugün kendimle ilgili olarak jest ve mimiklerimi hayatın enlerini yeterince ifade edecek kadar kullanamadığımı öğrendim. Bakalım haftaya kendimle ilgili neler öğreneceğim ve  kendimi e gibi düşüncelere vuracağım...

10 Ekim 2010 Pazar

06.10.10 dersi için

Derse gelirken ve ders bittikten sonra inanılmaz derecede kaygılıydım çünkü dersin kayıtlı öğrencisi değildim ve derse kabul edilip edilmeyeceğime dair fikrim yoktu. 
Fakat dersin akışı içerisinde aklıma bu düşünceler hiç uğramadı ki bence bu dersin ne kadar rahatlatıcı olduğunun göstergesi. Dersin başında doğaçlama ve hızlı tepki  üzerine çalışacağımız söylenmişti. ders boyunca doğaçlama konusunda çok sıkıntı yaşamadığımı fakat hızlı tepki konusunda (çember olup 'zıp'ladığımız oyun)  sıkıntı yaşadığımı fark ettim. 
 Bu derste öğrendiklerime sadece öğretmen rolünde değilde hayatta her rolde her yerde ihtiyacım olacağını düşünüyorum.Bu ders döneminde eğlenerek çok şey öğreneceğimi düşünüyorum. Şu an fark ettiğim üzere blog yazmak konusunda da bir takım gelişmelere ihtiyacım var, bana birazcık yabancı bir durum.
Yeni dersleri ve oyunları heyecanla bekliyorum...